GEL GÖR Kİ EHL-İBEYT'İNE NELER ETTİLER

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

"Muharrem Orucu"

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Milliyet Gazetesinde yayımlanan sevgili Aykan ERDEMİR hocamızla yapılan söyleşi

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

ALEVİLİK 

         Allah’ın birliğine, Hz. Muhammed Mustafa’nın hak Peygamberi olduğuna, Aliyel Mürteza’nın  Mürşit ve imamlığına inanan, Allah, Muhammed, Ali, Ehlibeyt ve On İki İmamı seven bunların ismini zikreden, Ehlibeyti Resulün düşmanlarına teberra edip Muhammed, Ali dostlarına tevella...

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

  ALEVİLİK NASIL ORTAYA ÇIKMIŞTIR?

          Resullah’ın son zamanlarında ve ölümünden sonraki dönemde, İslam’ın ulusunun kim olacağı konusu çok tartışılmıştır. Açık- kapalı pek çok işaretlere dayanarak “Ali olsun” diyenler, Aleviliğin tarihsel inşasına “Ashabı Ali Aleviliği”nin ilk temel taşlarını döşemişlerdir. Ashabı Ali Aleviliği, dinsel anlamda bir Alevilik değil, Ehlibeyt’ten olanların ayrıcalıklarından ve Hz. Ali’nin kişiliğinden (mevcut erdemlerin ona kazandırdığı üstünlükten) kaynaklanan bir Ali taraftarlığıdır...

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

HACI  BEKTAŞ VELİ 

         Alevi - Bektaşi  kesiminin  “Hünkâr”  diye  andığı  Hacı  Bektaş  Veli  13. yüzyılda yaşamıştır.   Doğum tarihinin  1209  ölüm  tarihinin  ise  1271  olduğu  kesinleşmiş  gibidir. Ailesi, Türkmenistan’ın  Horasan  bölgesindendir.  Babası  İbrahim  Sani,  annesi ise  ünlü  bilgin  Nişabur’ lu  Ahmet  Amil’ in  kızı  Hatem  Hatun’ dur.  Geleneklere  göre soyu,  İmam Musa  Kâzım’a  ulaşır.  Bu  soy  ağacında,  değişik  kaynaklarda  değişik kişilerin  adları  geçmektedir...

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

YAZARLIK ÇALIŞMA GRUBU

             Yazarlık Çalışma Grubu 2001 yılında Tuğba - Aykan ERDEMİR ve Ali YAMAN hocalarımızın başlattığı, gençlerimize duygu ve düşüncelerini yazıya dökme alışkanlığı kazandırmak için yapılan bir çalışma olarak hayata geçti. İlk olarak 27 Mayıs 2001 yılındaki "Günümüzde Alevilik" konulu konferansta bir oturumda 4 arkadaşımız yazılarını okudular. Dinleyenlerin büyük beğenisini toplamışlardı. Daha sonra 8 Haziran 2003 te düzenlediğimiz "Gençliğin Sorunları" konulu konferansta yine 4 arkadaşımız yazılarını okudular. Konferansın en çok ses getiren bölümlerinden biri oldu...

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

HZ. ALİ’NİN  HARİS’ÜL-EŞTEROĞLU MALİK’İ MISIR’A VALİ TAYİN ETTİĞİ ZAMAN ONA VERDİĞİ EMİR-NAME.

         Ona, Allah’tan çekinmesini, kullukta bulunmayı seçmesini, kitabında, farzlarına sünnetlerine dair emredilenleri yerine getirmesini buyurur; çünkü hiçbir kimse yoktur ki Allah’ın emrettiği şeylere uymasın da kutlu olsun, mutluluk bulsun ; onlara uymayan yoktur ki asi olmasın, kötülüğe düşmesin…

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

VİRANÎ

             Diğer "ozan ve ulularımız" gibi Viranî Baba'nın da kimliği ve yaşamı hakkında, net bilgiler bize ulaşmış değil. Virani hakkında araştırma yapan ve deyişlerini toplamaya çalışan birçok yazarlar, onun Bektaşi ozanı olduğunu, Eğriboz adasında doğduğunu ve Hz. Ali (k.v.) sevdalısı olduğunu yazmaktadırlar...

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

KUL HİMMET

               Kul Himmet, Anadolu Alevilerinin üstün değer verdiği "Yedi Ulu" ozandan biri olup XVI-XVII yüzyıllar arası yaşamış olduğu söylenmektedir. 

KUL HİMMET'im mürit idim Dehmena

Özüm ulaştırdım sahip-zamana  

İradet getirdim ŞAH TAHMASB HAN'a

Hüseynîyiz, mevâliyiz ne dersin...

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

HZ. HÜNKAR HACIBEKTAŞ VELİ ’Yİ ANMA TÖRENLERİ 

                Yedi asır evvel  yani, 1337 ile 38 yıllarında Hakk’ın rahmetine ermiş olan; Seyyid Muhammed Hacı Bektaş Veli (k.s.a) hazretleri M.1242 ile 47 yıları  arsında Horasan bölgesinin Nişabur şehrinde dünyaya gelmiş olduğunu çeşitli kaynaklardan öğrenmiş oluyoruz. Bazı kaynaklar ise, doğum  tarihini 1209. Vefat tarihini de 1271 olarak verirler...

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

GENÇ ABDAL

                 Hicri 1290 yılında vefat ettiği söylenen  Genç Abdal; İstanbul'lu olup "divân katipliği" görevinde bulunduğu sırada, sadrazam Yusuf Kâmil Paşa'nın zevcesi Zeynep Hanım, Pir Mehmet ile Süccaddin Dede’yi İstanbul'a davet edip konağında misafir eder. İstanbul'daki Bektaşiler grup grup bu aziz zâtları ziyarete gelirler...

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

NOKSANİ BABA

                 Asıl adı İbrahim olan Noksanî Baba Erzurum doğumludur. Diğer değerli zâtlarımız gibi, Noksanî Baba'nın da yaşamı, doğumu ve ölümü hakkında yazılı bir belge elde olmadığını görüyoruz...

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

CUMHURBAŞKANIMIZ SN. AHMET NECDET SEZER’İN HACI BEKTAŞ’TA YAPTIĞI KONUŞMA METNİ

Değerli Hacıbektaşlılar,

Değerli konuklar,

Ülkemizin dört bir yanından gelen Değerli Yurttaşlarım,

Büyük düşün Adamı Hacı Bektaş Veli’nin sevgi ve hoşgörüye dayalı insancıl felsefesini özümsemiş bu coşkulu toplulukla, O’nun yaşadığı topraklarda birlikte olmaktan büyük mutluluk duyuyorum...

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

GECE İBADET ve ALINAN SONUÇ

                Kur'an-ı Kerim'in Müzzemmil suresinde,Yüce Allah, Peygamberimiz Resul-ü Ekrem'e gece ibadet etmesinin daha eftal olduğunu işaret ederek;

1) Ey örtüsüne bürünen!

2) Geceleyin kalk! Kısa bir süre hariç

3) Gecenin yarısını ayakta yahut bundan biraz eksilt.

4)  Yahut buna biraz ekle! Ve Kur'an'ı ağır ağır düşüne düşüne oku!

7) Kuşkusuz, gündüz boyu senin için uzun bir dolaşma/yoğun bir uğraş vardır...

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

NESÎMÎ

                Sufî bir Türk şairi ve Hurufî bir "Enel Hak"cı olduğu bilinen Seyyid Nesimi, Bağdat civarında Nasîm adlı nahiyede dünyaya geldiği için Nesimî mahlas aldığı söylenir. İse de aynı eserde gösterilen kaynağın inandırıcı olmadığından söz edilir...

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

ŞEYH EDEBALİ'NİN  OSMAN (OTMAN) BEYE NASİHATI

              Osman Gazi'nin kaynatası  olan Şeyh Edebali (öl.1325) Karaman ve Şam'da öğrenim gördü. Söylentiye göre 120 yıl yaşadı. İslam'i ilimlerde ve rüya yorumunda geniş ünü vardı. Osman Gazi, Şeyh Edebali'de misafir kaldığı bir gece rüyasında Şeyhin koynundan çıkan ay'ın kendi koynuna girdiğini ve göbeğinden yetişen ağacın bütün cihanı sardığını görür. Şeyh Edebali bu rüyayı büyük bir devletin kurucusu olacağı şeklinde yorumlar bu yorumdan sonra Edebali'nin kızı Balâ Hatun'u Osman Gazi'ye verdiği söylenir. Türbesi Bilecik’tedir...

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

AŞIK DAİMİ

           Aşık Daimi 1932 yılında İstanbul'da doğdu, aslen Erzincan'ın Tercan ilçesindendir. Ali Babaoğullarından Baba Daimi, Birinci Dünya savaşı sıralarında İstanbul'a göç etmiştir. Aşık Daimi'nin iki dedesi de saz şairiydi o nedenle saz çalmayi ve söylemeyi kolayca öğrendi. Bir süre sonra da kendi deyislerini okumuştur. İstanbul'dan ayrılarak bir süre baba diyarında kalan Daimi 1950 yilinda evlendi iki kızı ile iki oğlu dünyaya geldi. 1962 yılında bir daha dönmemek üzere İstanbul'a yerleşti...

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

HIZIR ORUCU

                Hızır orucu eski (Rumi ) takvimine göre, 31 Ocak ile 1 ve 2 şubat günleri 3 gün olarak oruç tutulurdu. Ancak cumhuriyetten sonra yürürlüğe giren (Miladi) takvim gereği , 31 ocağın rastladığı 13 Şubat günü oruca başlamak gerekiyor. Miladi 13-14-15 şubat günleri oruç tutuluyor...  Bu konuda günümüzün sorunu şu...

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------