Bir çok kurum, bu önemli günü kutladı fakat Garip Dede Türbesi’nin Nevruz’dan ziyâde HZ. Ali’nin doğumu ve türbemizin kalıcı binalarının temellerinin atılışına denk gelmesi sebebi ile bu üç önemli coşkuyu her yıl düzenli bir şekilde birlikte kutluyoruz, aynı bu yıl da olduğu gibi…
Bir gün öncesinden, yorucu fakat keyifli bir şekilde başladığımız salon hazırlıklarını, ertesi güne bıraktığımız ufak tefek işlerden sonra Nevruz kutlamasının olduğu günün sabahı nihâyet tamamladık ve heyecanla program saatini bekledik.
Programa, bir dakikalık saygı duruşu ve ardından Ulusal marşımızı salonu tıka basa dolduran, bizleri hiçbir günümüzde yalnız bırakmayan konuklarımız ile hep bir ağızdan söyleyerek başladık.
Garip dede türbesi koro ekibinin, birbirinden güzel deyişlerinin davetlilerimize keyifli anlar yaşattığını gözlerinden okuduk. Koromuzdan sonra, vatani görevini yapmakta olan eski gençlik çalışma kolu başkanı Selçuk TUĞRUL’un Nevruz, HZ. Ali’nin doğumu ve türbemizin kalıcı binalarının temellerinin atılışı ile ilgili güzel ve anlamlı yazısını gençlik üyeleri konuklarımıza okudular. Ardından da sahne alan ve geçtiğimiz yılki Nevruz etkinliğimizde de bizleri yalnız bırakmayan Sayın Ekrem ATAER’in seslendirdiği birbirinden güzel türkülerle daha da hoşnut olduk.
Yıllardan beri hep yanımızda olan başka bir isim ki, yeri geldi etkinliğimizin suncusu oldu, yeri geldi etkinliğimizin sanatçısı… Bu önemli isim, değerli İlknur KAPLAN. Bu sefer davetlimiz olarak görmek istedik fakat yine de o eşsiz güzel sesi ile bir türkü seslendirdi ve bu güzelliğe ortak oldu.
Sıra, bir başka önemli isim olan Arzu ŞAHİN’in sahneye çıkması ile konuklarımızın eğlendiğini görmek, birbirinden güzel deyiş ve türkülere beraber eşlik ettiğini görmek mutluluk vericiydi.
Programı, Arzu ŞAHİN ile bitireceğiz derken, Arzu hanımın eşi Abidin BİTER’in de söylediği türkülerle hep beraber unutulmaz bir gün yaşadık.
Güzel günümüzde bizimle birlikte olan, bizlerle olamayıp da gönülleri ile olan, destek veren tüm dernek ve kurumlara, bizleri hiçbir etkinliğimizde yalnız bırakmayan değerli konuklarımıza sonsuz teşekkürlerimizi sunar ve bu birlikteliğin daimi olmasını dileriz…
Abdullah YILDIRIM
03.03.2008
25 mart 2007 pazar günü düzenlediğimiz Hz. Ali'nin doğum günü ve baharın başlangıcı kutlamalarına katılan tüm konuşmacılara, sanatçılara ve etkinliğimize katılan tüm canlara sonsuz teşekkürler...
NEVRUZ
Bizim için bu kutlu günün birden çok anlamı var. Birden çok coşkuyu bir arada yaşıyoruz. Hazreti Ali’nin doğumu, Baharın gelişi ve Garip Dede Türbesinin şuan içinde bulunduğumuz kalıcı binalarının temellerinin atılışını kutluyoruz.
En eski Türk bayramı olan NEVRUZ, Türkler aracığıyla Avrasya’ya yayılmıştır. Çin kaynaklarına dayanarak Hun’ların milattan önceleri hazır yemeklerle kıra çıktıklarını bahar şenlikleri yaptıklarını bugün nevruz kutlamalarındaki geleneklerin o zaman da yer aldığını biliyoruz.
Selçuklularda NEVRUZ bayramı eğlencelerinin kutlandığı, şenlikler yapıldığı, özel yemekler pişirildiği, hediyeler alınıp verildiğinde bilinmektedir.
Osmanlı devrinde de NEVRUZ, çok canlı bir biçimde kutlanmaktaydı. 21 Mart tarihinde Ertuğrul Gazi türbesi etrafında toplanarak burada bayram yaptıklarını biliyoruz.
Geri planda bırakılmış ve unutulmaya yüz tutmuş olan Türk insanına kendi kültür kimliğini, kazandırmak için ATATÜRK diyor ki “bilelim ki, kendi benliğine sahip olamayan milletler başka milletlerin şikarıdır.”
Bilindiği gibi Atatürk 22 mart 1922 tarihinde Ankara’nın Keçiören semtinde NEVRUZ şenlikleri düzenletmiş ve kendisi de bu şenliklerde hazır bulunmuştur.
Sonuç olarak görülmektedir ki, kaynağı neresi olursa olsun m.ö. 3.yüzyıldan, Mete han zamanından beri TÜRK’ler de var olan bir bayram, bir bahar bayramı geleneğidir.
Allah’ın arslanı Hazreti Ali’nin doğumu 599 yılına rastlamaktadır doğumu dünya üzerinde kimseye bağışlanmamış bir şekilde olmuştur. Yolumuzun mürşidi, Hazreti İbrahim’in yapmış olduğu kutsal Kâbe’de dünyaya gelmiştir. Hazreti Ali’nin Annesi onu kutsal Kâbe’yi ziyaret ederken dünyaya getirmiştir ve Hazreti Ali’nin alnındaki nuru ilk kez orada görünmüştür. Hazreti Ali’nin annesi onu eve getirdikten sonra. Hazreti Muhammed bu sevinçli haberi duyunca amcası ve koruyucusu Ebutalip’in evine koştu. Peygamberimiz doğan bu çocuğa Ali’yyel Murteza ismini koydu. Hazreti Muhammed kundaktaki çocuğa yakından bakmak için eğildi Hazreti Ali uykuya dalmış olduğu halde, Hazreti Muhammed’in elbiselerinin kokusunu alınca ışıl ışıl parlayan gözlerini açtı. Hz. Muhammed çocuğun anlındaki nuruna baktı Peygamber’imiz muciz-beyan olan dilini çocuğun gül gibi olan ağzına koydu. Sonra bir leğen istedi Hazreti Ali’yi yıkadı sağ tarafını yıkayınca sol tarafa dönüyordu. Peygamberimiz bu durumu görünce gözleri yaşardı ağlamaya başladı. Hazreti Ali’nin annesi Fatıma hayret ve üzüntüyle sordu. Ya Muhammed niye ağlıyorsun Hazreti Muhammed buyurdu ki: “Muhterem anacığım! Bu çocuğu doğduğu gün ben yıkıyorum o da beni öldüğüm gün yıkayacak ben de böyle döneceğim. O manzara gözümün önüne geldi demiş ve eklemiştir”. “Ey Ali! Sen, dünya ve Ahiret’te seyyidsin. Senin sevdiğin benim sevdiğimdir, benim sevdiğim ise, Allah’ın sevdiğidir senin düşmanın benim düşmanımdır, benim düşmanımda şüphesiz Allah’ın düşmanıdır. Benden sonra seni sevmeyenlerin vay hallerine olsun!!!” diyerek Hazreti Ali’nin kendisine olan yakınlığını belirtmiştir.
Hazreti Peygamberimizin bu kadar sevdiği ve amcasının ölümünden sonrada himayesine aldığı Hazreti Ali, peygamberliğin nail olması ile İslam’a ilk inananlar arasına girmiştir. İslam’ın kurulmasında çok büyük rol oynayan Hazreti Ali yiğit ve adaletli bir insandı bütün savaşlarda bizzat bulunmuştur. İslam’ın sancaktarı Hazreti Ali Haydar, Murteza, Ebu Turab gibi isimle anılırdı. Şah’ı velayetin ise en çok sevdiği isim Ebu Turab’dı çünkü Toprağın babası anlamına gelmekteydi.
Hz Muhammed’in Hazreti Ali hakkında söylediği bir iki sözü hatırlatmak istiyorum.
“Adalet kılmakta benim elim ve Ali eşittir”
“Ali dünyada ve ahiret’te benim bayraktarımdır”
“Ağaçlar kalem ve denizler mürekkep olsa, insanlar ve cinler hesap etse, Ali’nin faziletini sayıp bitirmeye yeterli olamazlardı”
“Ali’yi sevmek ateşten kurtuluştur”
“Ben Cennetin şehriyim, Ali ise onun kapısıdır. Cennette kapısından başka bir yerden gireceğini söyleyen yalancıdır.”
“ Ey Ali! Sen dünyada ve ahiret’te benim kardeşimsin.”
“Ali kıyamet gününde ümmetimin üzerine benim hüccetimdir”
“ Ali benden sonra bütün müminlerin velisidir”
demiştir.
İşte bu uluların getirdikleri yolu erkânı sürdürebilmek için büyük zorluklarla imkânsızlıklarla sadece halkımızın desteği ile yaptığımız barakalardan. Daha çağdaş görüntüye kavuşabilmemiz için 21 MART 1999 yılında türbemizin kalıcı binalarının temellerini attık. Bazı hukuksal sorunlar çıksa da, Garip Dede Yönetimi, sonucu yargıya intikal edecek bu süreci başlatmıştı. Binalarımız hızla yükselmeye başlıyordu halkımızın yardımları ve destekleri hiç kesilmeden devam ediyordu. Analarımız bacılarımız bu yapı için çalışıyorlardı. Çünkü burası bizim evimizdi ve evimizde ailemizle birlikte çalışıyorduk. İşte bu heyecan ile halkımızın daha iyi bir ortamda ibadetlerini yapmaları için çalışmalara başlanmıştı.
Buraların yapılaşmasında ilk başta Yönetim Kurulumuza, Karşılıksız Hizmet veren gönüllülerimize ve halkımıza sonsuz şükranlarımızı sunuyoruz.
Bizim için önemli olan bu binaların yapılması değil, binaların içini ibadet eden ve hizmetlerimizden istifade edip, o’nun hoşnutluğuyla evlerine huzur ve mutlulukla giden insanlarla doldurmaktı.Aslında halkımız için gerekli olan buydu. Alevi toplumu şehirlere yerleşmiş kendi toplumundan kopmuş artık yolundan uzaklaşmıştı. Türbemizde onları en iyi şekilde ağırlamak ve ihtiyaçlarını karşılamayı görev edinmiştik.
Amacımız Aleviliğin gelişimine katkıda bulunmak Alevilik inancını halkımıza öğretmek, Alevilik ile ilgili Konferanslar, paneller, söyleşiler düzenlemekti. Gençleri Türbemizin çatısı altında toparlamak yolumuzun gereklerini öğretmek aynı zamanda dışarıdaki kötülüklerden korumaktı.
Garip Dede Türbesi 13 yıllık yapılanması ve çalışmaları ile birçok kuruma örnek teşkil etmektedir. Bakış açısını daima geniş tutan Türbemiz Serçeşme Hacı Bektaş’ta bir konuk ve cem evi inşaatını da geçtiğimiz yılın Ağustos ayının 17’sinde hizmete açmış bulunmaktadır. Pirimizin topraklarında da burada olduğu gibi konuklarımızı ağırlayabilmek ve ziyaretleri esnasında kendilerini evlerinde hissetmeleri sağlayabilmek için çalışmalarımızı sürdürdük. Hep daha iyisini nasıl yapabiliriz düşüncesiyle hareket ettik.
Garip Dede Türbesi olarak halkımızdan aldığımız güç ile daha ileriye daha güzele gitmek için yarışıyoruz. Kalıcı projelerimizin ikinci kısmını hayata geçirmek için çalışmaları sürdürüyoruz.
Garip Dede Türbesi ailesinin bir ferdi olarak Baharın gelişini, Hazreti Ali’nin doğum günü’nü ve Türbemizin temel atılışını bir kez daha kutluyor hepinizi saygı ve sevgi ile selamlıyorum.
“EL ELE EL HAKK’A”
Selçuk TUĞRUL
2007

SELÇUK TUĞRUL

ADİL ALİ ATALAY

GARİP DEDE GENÇLİK KOROSU

BERRİN SULARİ

MERCAN ERZİNCAN

ÖZNUR SULARİ

EKREM ATAER

İLKNUR KAPLAN
