Cumhurbaşkanımız Sn. Ahmet Necdet SEZER’in 

       Hacı Bektaş’ta Yaptığı Konuşma Metni

 

“Değerli Hacıbektaşlılar,

Değerli konuklar,

Ülkemizin dört bir yanından gelen Değerli Yurttaşlarım,

Büyük düşün Adamı Hacı Bektaş Veli’nin sevgi ve hoşgörüye dayalı insancıl felsefesini özümsemiş bu coşkulu toplulukla, O’nun yaşadığı topraklarda birlikte olmaktan büyük mutluluk duyuyorum.

         Düzenlenen bu şenlik, her yönüyle güzel bir toplantı, geçmişten geleceğe uzanan aydınlık bir yoldur. Onun için, bu şenliği düzenleyenlerle, Hacı Bektaş Veli’nin aydınlık düşüncelerine sahip çıkanları ve onu anmak içi burada bulunan-ları kutluyor. Hepinize saygılarımı, en iyi dileklerimi sunuyorum.

         Değerli Yurttaşlarım,

         Geçmiş dönemlere ilişkin verilerin bilimin ışığında değerlendirilmesi Cumhuriyet’le başlamıştır. Böylece, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları, kendi top-lumsal birliğini geçmişinde arama bilincini edinerek geleceğe yönelmiş; Batılılaş-ma sürecinde de kişiliğini, yeryüzündeki yerini ve tarihsel varlığını kavrama olanağını bulmuştur.

         Ahmet Yesevi, Mevlana, Hacı Bektaş Veli ve Yunus Emre gibi yaşadıkları dönemleri ve sonralarını aydınlatan düşün adamlarının önemi, geçmişin bilimsel araştırmalara dayandırıldığı bu dönemde daha da iyi anlaşılmıştır.

         Hacı Bektaş Veli’yi, günümüze tüm canlılığı ile ulaşabilmiş düşünce sistemiyle anıyor, O’nun insan sevgisi, barış ve hoşgörü gibi evrensel kavramlara dayanan felsefesinin geçerliliğine büyük saygı duyuyoruz.

         Düşünce sistemlerinin geçerliliklerini yitirmeden ayakta kalabilmeleri, evren-sel değer taşımalarına ve çağdaş yeniliklere açık olmalarına bağlıdır.

         Hacı Bektaş Veli’nin kişiliğinde  söylenceye dönüşmüş, insan sevgisine, hoşgörüye ve barışa dayalı, geniş kitleleri etkileyen düşünceler, 13. yüzyılda, farklı inançların ve grupların odağı durumundaki Anadolu’da toplumsal kimlik ve birliğin oluşmasına ve sürdürülmesine önemli katkılar sağlamıştır.

         Değerli Yurttaşlarım,

         Bugün gelişen dünyada, temel hak ve özgürlüklere saygılı, insana duyulan sevgiyi yüce bilen ve insanı her türlü değerin üzerinde tutan çağdaş, insancıl ve barışçı anlayış egemendir.

         Çağdaşlığın temel ölçütlerinden olan çoğulcu demokrasi anlayışının toplu-mun her katmanına yayılması ise, kültürel değerlerimizin yaşamasına olanak vermektedir.

         Hacı Bektaş Veli gibi düşünür ve gönül adamlarının hoşgörü, sevgi ve saygısıyla temellendirilmiş yaşam felsefeleri, ülkemizde demokrasi anlayışının yerleşmesi yönünden de yol gösterici olmayı sürdürecektir.

         Hacı Bektaş Veli, insan ve doğa sevgisini ve barışçıl yaşama ortamını öğütleyen evrensel görüşün öncülerinden biri olarak, gönüllerdeki saygın yerini almıştır.

         Hacı Bektaş Veli, düşüncesi ve yaşamıyla, kendisinden sonra gelenlere büyük bir çığır açmış, birlik, kardeşlik, sevgi ve hoşgörü çağrısıyla, farklılıklara karşın huzur içinde bir arada yaşamanın yolunu göstermiştir.

         O,  anlam ve önemini bugün daha iyi kavradığımız, çağları aşan düşüncele-riyle, tüm insanlığa seslenmiş; günümüzün evrensel değerlerini yüzyıllarca önce insanlığa kazandırmıştır. Hacı Bektaş Veli, ulusu, dini, mezhebi, rengi ya da görüşü ne olursa olsun, tüm insanları, sevgiye, kardeşliğe ve barışa davet etmiştir.

         İnsanlığın, Anadolu’nun yetiştirdiği bu büyük kişiliklerden ve onlar sayesinde kazanılan tarihi deneyimlerden öğreneceği pek çok erdem olduğuna inanıyorum. Hoşgörü, bunların önde geleni ve en önemlilerinden biridir.

         Değerli Hacıbektaşlılar

         Hacı Bektaş Veli’nin yüceliği, yeryüzündeki her varlığa, kendine dönük olmayan, bencillikten uzak, koşulsuz sevgiyle yaklaşmasındadır.

         İnsana sevgi ve saygı temeline dayalı hoşgörünün yaşam biçimi olarak benimsemesi, insan mutluluğunun ve toplumsal barışı sağlamanın önemli koşuludur. Ancak bu koşulun gerçekleşmesiyle, farklı düşünce yapıları bir arada yaşayabilecek ve zengin kültürel birikim olarak geleceğe aktarılabilecektir.

         Dünyamızın birçok yöresinde, ne yazık ki engellenemeyen acımasız şiddet olayları ve çatışmalar, Hacı Bektaş Veli Felsefesi’nin içerdiği sevgi, barış ve hoşgörü bildirilerinin önemini çarpıcı biçimde yeniden ortaya koymaktadır.

         Değerli Yurttaşlarım,

         Yüce Önder Atatürk’ün çağdaş ve dinamik bir yapıyla kurduğu laik, demokratik Türkiye Cumhuriyeti, insan haklarına saygılı bir hukuk devletidir. Çağdaşlığın, demokrasinin ve hukuk devletinin temeli olan laiklik, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ve varoluş felsefesinin özü, değiştirilemez niteliğidir.

         Laiklik ilkesinin gereği, Devletin sosyal, ekonomik, siyasal ya da hukuksal temel düzeni din kurallarına dayandırılamaz. Kutsal din duyguları devlet işlerine ve politikaya karıştırılamaz.

         Temel hak ve özgürlükler din ve mezhep ayrımı yaratmak ya da bu kavram ve görüşlere dayalı bir devlet düzeni kurmak amacıyla kullanılamaz.

         Hiç kimse, kişisel ya da politik çıkar sağlamak amacıyla dini, din duygularını ya da dince kutsal sayılan değerleri kötüye kullanamaz.

         Hiç kimse, dini inanç ve düşüncelerinden ve dini inancının gereklerini yerine getirip getirmemesinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz

         Özenle vurgulamak isterim ki, laiklik, ulusal birliğimizin temel taşıdır.

         Sayın Hacıbektaşlılar,

         Tüm uluslararası insan hakları bildirilerinde, insanların, ayrımsız eşitliği kesin biçimde dile getirilmektedir. Tüm insanlar haklar yönünden eşit ve özgür doğar. İnsanın, insan olmasından dolayı doğuştan bir değeri ve onuru vardır. Bu onun en doğal hakkıdır. Bu hak nedeniyle, herhangi bir niteliğe ya da ölçüye dayanılarak insanlar arasında ayrım yapılamaz.

         Anayasamızın 10. maddesinde öngörülen Kanun önünde eşitlik, laiklik ilkesinin gereği, demokrasilerin vazgeçilmez temel ilkelerinden biridir. Buna göre, herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri nedenlerle ayrım gözetilmeksizin yasalar önünde eşittir.

         Hiçbir kişiye, aileye, zümreye ya da sınıfa ayrıcalık tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları tüm işlemlerinde yasa önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar. Eşitlik ilkesi, herhangi bir ırka, dine ya da mezhebe diğerinden farklı bir statü tanınmasını engeller.

         Demokratik ve laik niteliğini her koşulda koruma başarısını göstermiş ama aynı zamanda evrensel değerleri de benimsemiş çağdaş Türkiye ülküsü, tüm yurttaşlarımızın ortak amacı olmalıdır.

         Bu amacın gerçekleştirilmesi bugünümüze olduğu kadar, geçmişimize karşı da ortak sorumluluğumuzdur.

         Değerli Yurttaşlarım,

         Ülkemiz bugün önemli bir dönemeçten geçmektedir. İçinde bulunduğumuz güç koşullar, etkilerini her kesimin yakından duyumsadığı ekonomik sıkıntılar, birlik, dirlik ve dayanışmamızı arttırarak korumamızı daha da zorunlu kılmaktadır.

Yaşanan ekonomik sıkıntıların aşılmasında toplumun tüm kesimlerine ve tüm yurttaşlarımıza görev düşmektedir. Özel çıkarların bir yana bırakılarak, ülkenin geleceğinin ve toplumsal çıkarların ön planda tutulması, her zamankinden daha fazla önem taşımaktadır.

         Tarihi boyunca karşılaştığı tüm güçlüklere karşın, birlik ve esenlik içinde bir arada yaşama başarısını gösteren Türk Ulusu’nun bu günkü sıkıntılarını da elbirliğiyle aşacağı kuşkusuzdur.

         Türkiye, her yönden büyük ve güçlü bir ülkedir. Sahip olduğumuz zenginlikler, her zaman örnek bir dayanışma ruhu ile harekete geçirdiğimiz güç, deneyim ve potansiyelimiz, bugünkü sorunların çözüme kavuşturulmasında da bize yardımcı olacaktır.

         Türkiye, çağdaş uygarlık yolunda hızla ilerlemeyi, kalkınarak güçlenmeyi ve gelişmeyi sürdürecek, dünyanın önde gelen ülkeleri arasında hak ettiği yeri alacaktır. Bu Ulus olarak temel ereğimizidir. Ulusumuza, devletimize ve demokrasimize inancımızı her koşulda korumamız, aydınlık bir geleceğin kurulabilmesinin de anahtarıdır.

         Yurttaşlarımızın, bilinçle seçtiği çağdaş ve uygar ülkeler düzeyine erişme ereğinden, geçmişte olduğu gibi bugün de ödün vermeyeceğimize inanıyoruz.

Türk Ulusu olarak hepimiz aynı geleceği paylaşıyor, gelişmiş bir Türkiye için çaba gösteriyoruz. Daha güzel yarınlar için, yaşamın her alanında çatışma yerine uzlaşmayı, kavga yerine hoşgörüyü, karanlık yerine aydınlığı seçmeli, Hacı Bektaş Veli’nin belirttiği gibi, geçmişe, bugüne ve geleceğe akılcı bir yaklaşımla bakmayı bilmeliyiz. Bilgi çağı olarak tanımlanan 21. yüzyıla girerken Yüce Atatürk’ün Gerçek yol gösterici ilimdir sözü gibi Hacı Bektaş Veli’nin İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır,  düşünce karanlığına ışık tutanlara ne mutlu sözleri de yalnızca yaşadıkları zamanları ve geçmişimizi değil, bugünümüzü ve geleceğimizi de aydınlatmaktadır.

         Hacı Bektaş Veli’nin kişiliğinde anlamını bulan kavramların yaşatılmasının, insanlığı aydınlık ve güzel günlere kavuşturacağına inanıyorum.

         Büyük düşünür, Hacı Bektaş Veli’yi bir kez daha saygıyla anıyor, Felsefesi’nin günümüze ulaşmasını sağlayan herkese şükranlarımı sunuyor, hepinize esenlikler diliyorum.”